SAP dünyasında bazı değişiklikler ilk bakışta yeni bir ürün veya yeni bir arayüz duyurusu gibi görünür. Etkisinin ne kadar büyük olabileceği ancak birkaç yıl sonra anlaşılır.
SAP GUI’den Fiori’ye geçiş bunun örneklerinden biriydi. Kullanıcıların SAP ile çalışma biçimi değişti; işlem kodları ve karmaşık ekranların yanına role dayalı uygulamalar, launchpad’ler ve daha sade kullanıcı deneyimleri geldi.
Ekim 2026’da SAP Connect’te duyurulan Joule Work için de benzer, hatta daha temel bir değişimin başlangıcında olabiliriz.
SAP CEO’su Christian Klein, Joule Work’ü “AI için yeni kullanıcı arayüzü” olarak tanımladı ve çözümün Ekim ayı içinde müşterilere yaygınlaştırılacağını açıkladı. SAP’nin verdiği mesaj dikkat çekici: On yıllardır insanlar SAP’nin nasıl çalıştığını öğreniyordu; yeni yaklaşımda SAP, insanların ne yapmak istediğini anlamaya çalışacak.
Bu, kulağa iyi gelen bir yapay zekâ sloganından ibaret olabilir miydi?
SAP’nin yayımladığı mimari dokümanlara bakıldığında hedefin bundan daha derin olduğu görülüyor. Kullanıcının önce doğru uygulamayı bulduğu, ardından doğru ekrana giderek belirlenmiş adımları izlediği modelin yanına “niyetini söyle, sistem gerekli veriyi, uygulamayı ve ajanı senin için bir araya getirsin” yaklaşımı geliyor.
Bu nedenle Joule Work’e yalnızca yeni bir chatbot gözüyle bakmak, gelişmenin önemli bölümünü kaçırmak olur.
En temeldeki soru şu:
SAP ile çalışmak için gelecekte ne kadar SAP bilmek gerekecek?
Ve bunun hemen arkasından SAP profesyonellerini ilgilendiren daha önemli soru geliyor:
Kullanıcının SAP ile çalışma biçimi değişirse, SAP profesyonellerinin çalışma biçimi nasıl değişecek?
SAP kullanıcıya uzun yıllar kendisini öğretti
SAP kullananların önemli bir bölümü bu yolculuğun en az iki aşamasını gördü.
SAP GUI döneminde deneyim büyük ölçüde sistem merkezliydi. Kullanıcı yalnızca satın alma siparişi oluşturmayı bilmiyordu; bunu SAP’nin istediği biçimde yapmayı da öğreniyordu. Hangi işlem kodunun kullanılacağı, hangi sekmeye gidileceği, hangi alanların doldurulacağı ve sürecin hangi sırayla ilerlediği kullanıcı bilgisinin önemli bir parçasıydı.
Bu nedenle yıllarca “SAP bilmek” ile “iş sürecini bilmek” birbirine oldukça yakın iki yetkinlik olarak gelişti.
Fiori önemli bir değişim getirdi. Kullanıcının karşısına yüzlerce seçenek koymak yerine rolüne ve görevine uygun uygulamaların sunulması hedeflendi. Deneyim daha sade, mobil ve görev odaklı hâle geldi.
Ancak temel mantık yine aynıydı:
Kullanıcı ne yapmak istediğini biliyor, ilgili uygulamayı buluyor ve önceden tasarlanmış arayüz içerisinde işlemini gerçekleştiriyordu.
Joule’un SAP uygulamalarına gömülmesiyle üçüncü bir dönem başladı. Doğal dil, kurumsal yazılımın içine girdi. Kullanıcı sisteme soru sorabiliyor, bilgi isteyebiliyor veya belirli görevleri başlatabiliyordu.
Joule Work ise bir sonraki adımı hedefliyor: Yapay zekâyı uygulamanın içine koymak yerine uygulamaları, veriyi ve ajanları yapay zekâ destekli bir çalışma alanının etrafında bir araya getirmek.
SAP’nin kendi AI-native mimarisindeki ifade çok net: Gelecekte kullanıcıların uygulamalara gitmesi yerine niyetlerini ifade etmesi ve sistemin deneyimi bu niyetin etrafında oluşturması hedefleniyor.
Değişimin önemli olduğu yer tam olarak burası.
Ekim 2026’da ne duyuruldu?
SAP Connect’te Joule Work, SAP’nin “Autonomous Enterprise” yaklaşımının kullanıcıyla temas eden ana katmanı olarak konumlandırıldı.
SAP’nin açıkladığı yapıda kullanıcı Joule Work üzerinden doğal dille soru sorabiliyor, görevleri ajanlara devredebiliyor ve farklı işlere ilişkin içerik ve sonuçları aynı çalışma ortamında görebiliyor. Joule Studio ise müşterilerin kendi süreçlerine yönelik ajanlar, uygulamalar ve iş akışları geliştirebilmesine imkân veren geliştirme katmanını oluşturuyor.
SAP’nin kendi iç kullanımından paylaştığı verilere göre, Joule Work yaklaşık 110.000 çalışan tarafından kullanılıyor ve şirket finans, insan kaynakları ve satın alma gibi merkezi fonksiyonlarda %20’nin üzerinde verimlilik artışları gözlemlediğini belirtiyor. Bu sonuçlar SAP’nin kendi çalışma ortamına ait; farklı şirketlerde aynı kazanımın oluşacağı şeklinde yorumlanmamalı.
Daha ilginç olan ise mimarinin arka tarafı.
SAP, Joule Assistants’ın yalnızca cevap vermesini değil, mevcut iş süreçleri içerisinde görev gerçekleştirmesini hedefliyor. Bu işlemlerde mevcut verilerin, kullanıcı yetkilerinin ve audit trail’lerin korunacağını; müşterinin de süreçlere göre ajanların ne kadar otonom hareket edeceğine karar verebileceğini söylüyor.
Yani hedef yalnızca:
“Bu faturanın durumu nedir?”
sorusuna cevap vermek değil.
Bir sonraki seviye:
“Bu faturada neden sorun var, hangi işlemler gerekiyor ve benim yetkim dahilinde yapılabilecekleri gerçekleştir.”
Bu ikisi arasında büyük fark var.
Asıl değişiklik: Ekrandan niyete
Joule Work’ü özel kılan taraf burada ortaya çıkıyor.
Bugünkü kurumsal yazılım deneyimi çoğunlukla uygulama odaklıdır. Önce hangi uygulamanın kullanılacağını bilirsiniz. Uygulamayı açar, veriyi bulur ve işlemi gerçekleştirirsiniz.
SAP’nin hedeflediği yeni model ise intent-driven, yani niyet odaklı.
Kullanıcı:
“Geç kalan satın alma siparişlerini göster.”
demekle yetinmeyebilir.
Şöyle bir talepte bulunabilir:
“Önümüzdeki dört haftada üretimi riske atabilecek tedarik sorunlarını belirle, önem sırasına koy ve benim müdahale etmem gerekenleri göster.”
İkinci talebin cevaplanması yalnızca bir veri sorgusu değildir.
Sistemin tedarikçileri, açık siparişleri, stokları, üretim planını, teslimat tarihlerini, kullanıcının sorumluluk alanını ve muhtemelen başka sistemlerdeki verileri birlikte anlaması gerekir.
Bu nedenle kurumsal yapay zekâda dil modelinden çok iş bağlamı önem kazanıyor.
SAP’nin Knowledge Graph’a yaptığı yatırım da bununla ilişkili. SAP’nin açıkladığı rakamlara göre yapı 7 milyondan fazla veri alanı, 50 milyon tablo, 50.000’in üzerinde API ve yüzlerce veri ürününe ilişkin bağlamı kapsıyor.
Genel amaçlı bir dil modeli size “purchase order” kavramını anlatabilir.
Ancak kurumsal bir SAP ajanının çok daha zor sorulara cevap vermesi gerekir:
Hangi şirket kodu? Hangi kullanıcı? Hangi tedarikçi? Hangi satın alma organizasyonu? Hangi stok? Hangi sözleşme? Hangi yetki?
Joule Work yaklaşımının başarı veya başarısızlığını belirleyecek temel fark da burada yatıyor.
SAP GUI ve Fiori’nin sonu mu geliyor?
Bu gelişmeyi gören deneyimli bir SAP profesyonelinin aklına doğal olarak bu soru geliyor.
Bugünkü bilgilerle cevap hayır.
SAP’nin kendi ürün ve UX açıklamaları, Joule Work’ün mevcut uygulama arayüzlerini ortadan kaldırmak yerine onlarla birlikte çalışacağını açıkça belirtiyor. Kullanıcı, ihtiyacına göre geleneksel uygulamaya gidebilecek veya Joule Work üzerinden niyetini ifade edebilecek.
SAP GUI ve Fiori kısa vadede ortadan kalkmıyor; transaction code ve klasik uygulama bilgisi de bir gecede değersizleşmeyecek. Ancak kullanıcının bu arayüzlere ne sıklıkta doğrudan gitmek zorunda olduğu değişebilir.
Rutin bilgi arama, birden fazla sistemden veri toplama, standart onaylar veya tekrarlanan bazı işlemler zamanla doğrudan Joule Work üzerinden yürütülebilirse uygulama, kullanıcının işe başladığı ilk yer olmaktan çıkabilir.
Bu nedenle tartışmayı “Fiori ölüyor mu?” seviyesine indirgemek yerine şu soruyu sormak daha doğru:
Gelecekte SAP uygulaması işlemin yapıldığı yer olmaya devam ederken, işlemin başlatıldığı yer Joule Work olabilir mi?
SAP’nin mevcut mimari yönü bunun mümkün olmasını hedefliyor.
İleri Okuma
Ekosistemdeki teknolojik dönüşümü, yapay zeka entegrasyonlarını ve önümüzdeki dönemin vizyonunu yakından incelemek için [2026’da SAP Ekosistemine Yön Veren 7 Stratejik Gelişme] rehberimizi okuyabilirsiniz.
Bir SAP kullanıcısının iş günü nasıl değişebilir?
Bir satın alma yöneticisini düşünelim.
Bugün açık satın alma siparişlerini S/4HANA’dan kontrol ediyor. Stok durumuna başka bir uygulamadan bakıyor. Kritik malzemeleri Excel’e alıyor. Tedarikçi performansını başka bir raporda inceliyor. Gerekirse bir e-posta yazıyor ve bir ekip arkadaşına görev iletiyor.
Bunların hiçbirinde yanlış bir şey yok. Ancak işin önemli bölümü sistemler arasında bağlam taşımaktan oluşuyor.
Niyet odaklı modelde kullanıcı şunu söyleyebilir:
“Üretim planını etkileyebilecek tedarik risklerini göster. Kritik olanları ayır ve müdahale etmem gerekenleri önceliklendir.”
Sistem izin verilen veri kaynaklarını tarar, ilişkileri değerlendirir, ilgili ajanlardan yararlanır ve sonuçları kullanıcının karar verebileceği biçimde getirir.
Bazı rutin işlemler tanımlanmış sınırlar içinde otomatik gerçekleştirilebilir; yüksek riskli kararlar insana bırakılabilir.
SAP’nin mimarisinde “Jobs” yaklaşımı da agentic çalışmanın kullanıcı açısından izlenebilir olmasını ve önemli karar noktalarının insana eskale edilmesini hedefliyor.
Ancak burada çizgiyi doğru çekmek gerekiyor.
Bu senaryo bugün her SAP müşterisinde eksiksiz çalışan standart bir yetenek değildir. SAP’nin ilan ettiği mimari yönün ve devreye aldığı ürünlerin bizi götürmeye çalıştığı çalışma biçimidir.
Bu ayrım, AI konusunda gereksiz beklenti yaratmamak için önemli.
SAP profesyonelleri açısından ne değişebilir?
Asıl ilginç bölüm burada başlıyor.
Fonksiyonel danışman
SAP’de yalnızca ekranı ve customizing adımlarını bilmenin değeri azalabilir; iş sürecinin neden o şekilde çalışması gerektiğini bilmenin değeri ise artabilir.
Bir ajan, sipariş sürecini çalıştırabilir.
Ama hangi istisnanın kabul edilebilir olduğu, ticari kuralın neden konduğu veya belirli bir durumda neden insan onayı gerektiği yalnızca teknik bir sorun değildir.
Dolayısıyla fonksiyonel danışmanın rolü “SAP’de bunu nereden yapıyoruz?” sorusundan giderek “bu süreç nasıl tasarlanmalı?” sorusuna kayabilir.
ABAP geliştirici
Kod üretiminin giderek daha fazla AI tarafından destekleneceği açık.
Bu, ABAP uzmanlığının değersizleşeceği anlamına gelmiyor. Ancak API tasarımı, Clean Core, BTP extensibility, entegrasyon, agent skills ve kurumsal mimari bilgisi daha önemli olabilir.
Gelecekte güçlü geliştirici, yalnızca kod yazan değil, AI ajanlarının güvenli biçimde kullanabileceği yetenekleri tasarlayan kişi hâline gelebilir.
Security ve GRC ekipleri
Belki de en hızlı büyüyecek alanlardan biri burası.
Bir kullanıcı VA01 çalıştırdığında yıllardır hangi rolün hangi işlemi yapabileceğini tasarlıyoruz.
Peki işlemi AI ajanı kullanıcının adına yaptığında?
- Ajan kimin yetkisiyle çalışacak?
- Hangi işlemleri otomatik yapabilecek?
- Ne zaman insan onayı isteyecek?
- Yaptığı değişiklik hangi kullanıcıya bağlanacak?
- Audit log’da ne görülecek?
SAP, Joule’un mevcut yetkilendirmeleri ve audit trail’leri kullanacağını belirtiyor. Ayrıca Joule mimarisinde eylemlerin bunları tetikleyen kullanıcı ve rolle ilişkilendirilebilmesi hedefleniyor.
Teknoloji ilerledikçe Agent Access Management benzeri konuların SAP güvenlik dünyasında daha görünür hâle gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
Basis ekipleri için ne ifade ediyor?
Basis açısından mesele daha da ilginç.
Kullanıcı etkileşimi uygulama ekranlarından Joule Work gibi niyet odaklı katmanlara kaydıkça, arka plandaki teknik yapının önemi azalmıyor. Aksine; kimlik, entegrasyon, API, güvenlik, izlenebilirlik ve sistemler arası bağlantı daha kritik hâle geliyor.
AI ajanlarının güvenilir çalışabilmesi için SAP ortamının daha düzenli, daha bağlantılı ve daha iyi yönetilen bir yapıya sahip olması gerekiyor.
SAP’nin Joule Work mimarisi için vurguladığı hazırlık başlıkları arasında veri hazırlığı, semantik katman, API’ler, event’ler ve entegrasyon modelleri bulunuyor.
Bu durum Basis ve SAP teknik ekiplerinin önüne yeni sorular çıkarıyor:
Kimlik ve yetkilendirme nasıl tasarlanacak?
On-premise veya private cloud sistemleri Joule ve BTP ile nasıl güvenli biçimde konuşacak?
Hangi API’ler dışarı açılacak?
Ajanların kullandığı servislerin erişimleri nasıl kontrol edilecek?
Agent işlemleri nasıl loglanacak ve izlenecek?
Performans veya bağlantı problemi yaşandığında problemin uygulamada mı, entegrasyonda mı, AI servisinde mi olduğu nasıl anlaşılacak?
Ve belki daha önemlisi:
Bir AI ajanının yaptığı hatalı işlemin operasyonel geri dönüş planı nasıl tasarlanacak?
Bu nedenle Basis’in rolünün daralmasından çok genişlemesi daha gerçekçi görünüyor.
Basis uzmanlığı, sistem yönetiminden platform, entegrasyon, güvenlik, observability (gözlemlenebilirlik) ve AI yönetişimini birlikte ele alan bir teknik sorumluluğa doğru evrilebilir.
Basis profesyonelleri açısından da bu gelişmenin önemli tarafı burada. SAP sistemlerini yalnızca “çalışır” hâlde tutmak önümüzdeki dönemde yeterli olmayacaktır. Sistemlerin ajanların güvenli biçimde çalışabileceği kadar görünür, bağlantılı ve yönetilebilir olması yeni teknik olgunluk kriterlerinden biri hâline gelecektir.
Türkiye için küçük ama önemli bir ayrıntı: Joule gerçekten Türkçe mi?
Christian Klein’ın SAP Connect mesajlarından biri, insanların SAP ile kendi dillerinde konuşabileceği yönündeydi.
Türkiye açısından burada küçük fakat önemli bir ayrım var.
Joule Work mobil uygulaması Türkçe arayüz desteği sunuyor. SAP Help Portal’ın güncel dokümantasyonunda Türkçe desteklenen diller arasında yer alıyor.
Ancak her Joule temas noktası aynı dil kapsamına sahip değil.
Örneğin SAP BTP cockpit içerisindeki Joule şu anda sekiz dili destekliyor ve Türkçe bunların arasında bulunmuyor.
SAP’nin daha genel Joule dokümantasyonunda da bazı Türkçe AI özelliklerinin destek durumu ile arayüz dilinin aynı şey olmadığı görülüyor.
Dolayısıyla Türkiye’deki projelerde “Joule Türkçe destekliyor” demek tek başına yeterli değil.
Hangi Joule ürünü, hangi temas noktası ve hangi AI yeteneği?
Dil desteği proje bazında doğrulanmalı.
Bu küçük ayrıntı aslında SAP AI dünyasının genelinde geçerli önemli bir prensibi gösteriyor: Pazarlama seviyesindeki genel yetenek ile belirli ürün ve sürümde kullanılabilen yetenek aynı şey olmayabilir.
Önümüzdeki birkaç yılın gerçek kırılma noktası ne olabilir?
Bugün SAP dünyasında insan ve AI ilişkisini kabaca şöyle tarif edebiliriz:
Kullanıcı uygulamaya gider, AI yardımcı olur.
SAP’nin hedeflediği yakın gelecek ise:
Kullanıcı niyetini söyler, AI gerekli uygulama, veri ve ajanları koordine eder.
Daha ileri aşamada bazı rutin iş süreçlerinde insan, her adımı başlatan kişi olmaktan çıkarak istisnaları ve kritik kararları yöneten kişi hâline gelebilir.
Bu noktada “Autonomous Enterprise” ifadesini “insansız şirket” olarak anlamamak gerekir.
Finansal kayıt, ödeme, üretim planı, işe alım veya satın alma gibi süreçlerin hukuki ve operasyonel sonuçları vardır.
Dolayısıyla daha fazla otonomi, daha az kontrol ihtiyacı anlamına gelmez.
Muhtemelen tam tersine:
AI ajanlarının yeteneği arttıkça yetkilendirme, izlenebilirlik, veri kalitesi, observability, güvenlik ve insan onayı daha önemli olacaktır.
SAP’nin müşterilere farklı süreçlerde farklı otonomi seviyeleri tanımlama yaklaşımı da bu gerçekliğe işaret ediyor.
Bu nedenle önümüzdeki birkaç yılın SAP gündeminde yalnızca “hangi ajan ne yapabiliyor?” sorusunu değil, “hangi işi ne kadar otonom bırakabiliriz?” sorusunu da giderek daha sık duyacağız.
Sonuç: Değişen şey ekran değil, insan ile sistem arasındaki ilişki
SAP GUI’den Fiori’ye geçişte büyük değişim, büyük ölçüde kullanıcının SAP’yi nasıl gördüğü ve kullandığıydı.
Joule Work’ün iddiası daha ileri gidiyor.
SAP ile kullanıcının iş bölümü yeniden tanımlanıyor.
Kullanıcı sistemin hangi ekranından başlayacağını bilmek yerine yapmak istediğini tarif ediyor. Sistem ise veri, bağlam, uygulama ve ajanları kullanarak bu niyeti sonuca dönüştürmeye çalışıyor.
Bu model yaygınlaşırsa SAP profesyonelinin değeri de yalnızca “sistemde bunun nereden yapıldığını” bilmekten gelmeyecek.
Süreci anlayan, verinin anlamını bilen, mimariyi kurabilen, yetkileri doğru tasarlayan ve AI’nın verdiği sonucun neden doğru veya yanlış olduğunu değerlendirebilen SAP profesyoneli daha değerli hâle gelecek.
Joule Work’ü önemli yapan, yeni bir ekran sunması değil.
Belki de ilk kez ekranın kendisini SAP ile çalışmanın merkezinden çıkarmaya başlaması.
Sık Sorulan Sorular
Joule Work, SAP'nin kullanıcıların farklı SAP uygulamalarına tek tek gitmek yerine yapmak istedikleri işi doğal dille ifade edebildiği yeni çalışma katmanıdır. Amaç yalnızca soru-cevap vermek değil; kullanıcının niyetini anlayarak ilgili verileri, uygulamaları ve yapay zekâ ajanlarını bir araya getirmektir.
Kısa vadede hayır. SAP GUI ve Fiori kullanılmaya devam edecek. Değişebilecek olan, kullanıcının bu arayüzlere ne sıklıkta doğrudan gitmek zorunda olduğudur. Joule Work bazı görevlerde işlemin başladığı nokta hâline gelirken, SAP uygulamaları işlemin yürütüldüğü temel sistemler olmaya devam edebilir.
Bugünkü modelde kullanıcı önce hangi uygulamayı kullanacağını bilir, ilgili ekranı açar ve işlemi adım adım yürütür. Niyet odaklı modelde ise kullanıcı yapmak istediği işi tarif eder; sistem gerekli verileri, uygulamaları ve ajanları belirleyerek süreci destekler. Yani odak, “hangi ekrana gitmeliyim?” sorusundan “hangi sonucu elde etmek istiyorum?” sorusuna kayar.
Bazı tekrarlayan işler otomatikleşebilir ancak bu, SAP uzmanlığının önemini ortadan kaldırmaz. Fonksiyonel danışmanlarda süreç tasarımı ve iş kuralları, geliştiricilerde API, Clean Core ve entegrasyon bilgisi, Security/GRC ekiplerinde ajan yetkilendirmesi ve denetim, Basis ekiplerinde ise bağlantı, kimlik, observability ve teknik yönetişim daha önemli hâle gelebilir.
SAP'nin yaklaşımında Joule ve ilgili ajanların mevcut kullanıcı yetkileri, veri erişimleri ve audit trail yapılarıyla uyumlu çalışması hedefleniyor. Ancak şirketlerin hangi işlemlerin otomatik yapılabileceğini, hangi noktalarda insan onayı gerekeceğini ve ajan faaliyetlerinin nasıl izleneceğini ayrıca tanımlaması gerekecek. AI ajanlarının yetkilendirilmesi, önümüzdeki dönemin önemli SAP Security ve GRC konularından biri olabilir.
Basis ekiplerinin rolünün azalmasından çok kapsamının genişlemesi beklenebilir. AI ajanlarının güvenli ve kesintisiz çalışabilmesi için kimlik ve erişim yönetimi, API ve entegrasyonlar, BTP bağlantıları, loglama, performans, izlenebilirlik ve hata yönetimi daha kritik hâle gelir. SAP ortamının yalnızca çalışıyor olması değil, ajanların güvenli biçimde çalışabileceği kadar görünür ve yönetilebilir olması da önem kazanacaktır.
